beylikdüzü escort

Muş’lu hemşerimizin “Maçkar” adlı romanı çıktı « Haber49 Gazetesi | Muş'un Haber Sitesi

izmir escort bursa escort

Muş’lu hemşerimizin “Maçkar” adlı romanı çıktı

Bu haber 07 Kasım 2019 - 15:11 'de eklendi ve 2.059 views kez görüntülendi.

Muş Bulanık ilçesi Karaağıl köyünden dünyaya gelen ve Diyarbakır da öğretmenlik yapan hemşerimiz Salih Yılmaz’ın ‘Maçkar’ romanı okuyucularla buluştu.

Muş’lu hemşerimiz Salih Yılmaz’ın çok sevilen  “Yüzük” adlı romanından sonra ikinci kitabı olan “Maçkar” Lis kitap yayın evinden çıktı. Yılmaz’ın Maçkar ismini verdiği roman okuyucular tarafından büyük beğeni alıyor. Kitaba ismini veren Maçkar 2’ın Türkçe anlamı ‘Tarla sürücüsüdür’ tarlada verimin ve kalitenin iyi olması için de Maçkar’ın ( Tarla sürücüsünün) ehil ve iyi olmasına bağlıdır. Eserdeki Maçkar mecazi olarak kullanılıp köy yönetim kurulu ile ilgilidir. Bu kitapta köy yönetimindeki Maçkar karakteri romanın başkahramanı Herdem adındaki kadındır.

Eserde gerçek hayatta yaşanmış olaylardan esinlenerek, genelde toplumda, özelde köyde yaşanmış her türlü haksızlık, usulsüzlük,  adaletsizlik,  ahlaksızlık ve çarpık ilişkiler konu edildi.  Sosyal, siyasal ve kültürel sorunların toplumun değerleri gözetilerek çözmeye çalışan sosyal mutabakatın sağlandığı bir yapıyı dramatik ve hüzün yüklü aşkları içinde harmanlayan yalın ve tutarlı bir dille yazılmış olup oldukça sürükleyici ve akıcı bir romandır.

Kitapla ilgili gazetemize açıklamada bulunan Salih Yılmaz, “10 yıl önce ilk eserim olan ‘Yüzük’ romanını ile yazarlığa başladım. İkinci eserim olan ‘Maçkar’ romanını da okurlarımla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Maçkar romanında Herdem adındaki köylü bir kadının hikayesini anlatıyorum. Zorla evlendirilen Herdem’in mutsuz olan hayatında zorluğa karşı mücadelesini ve kadının sosyal hayatta her türlü baskıya karşı kadın mücadelesini anlatan sürükleyici ve etkileyici roman. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum.” dedi.HABER49 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

25 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Eylül Kılıç20 Kasım 2019 / 20:22Cevapla

Kitabı okudum. Maçkar kelimesi bizim yöremizde “Tarla Sürücüsü” anlamına gelir. Baş kahramanın kadın olması yazarın kadınlara ne kadar önem ve değer verdiğini gösteriyor, bu durum çok hoşuma gitti. Romanın dili sade ve anlaşılır. Betimlemeler, diyaloglar çok güzel olmakla beraber karakterler de net bir şekilde aktarılmış. Herdem’in isteği dışında evlenmesi ve sevdalısına olan yoğun bağlılığı ve düşkünlüğü biraz bana garip geldi. Babasını ve kayınpederini affetmemesi ve de eşini yok saymasından dolayı Herdem’i biraz haksız buldum. Başkahramanın mevcut düzenin değişmesi için azim ve kararlılıkla verdiği mücadele takdire değerdir keza bu mücadele de başarıyla sonuçlanmaktadır. Kitap genel olarak akıcı ve başarılı bir yapıttır. Herkese tavsiye ederim.

    Salih YILMAZ4 Aralık 2019 / 08:58Cevapla

    Yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Elif AKKOYUN18 Aralık 2019 / 12:54Cevapla

“Maçkar” kitabı annemin de dikkatini çekmiştir. Okuduğum zaman annem sürekli yanıma oturuyordu ve okuduklarımı dinliyordu.
Bu kitap 35 yıl önce Muş bölgesinde ki insanlarımızın yaşantısını yansıtıyor. Ben ise 25 yaşındayım, benden önceki olaylardır. Sanki bu olaylar annemin gözlerinin önünde canlanıyordu ve annemin hafızasını tazeliyordu. Keje’nin gördüğü çilelerden ben ve annem çok etkilendik, göz yaşlarımızı tutamıyorduk.
Erkek ruhlu Herdem gibi kadınlarımız vardır elbette ama toplumumuzda ki çarpık düzene karşı kimse cesaret edemiyor ve dile getiremiyor. Yazarımızı bu cesaretten dolayı tebrik ediyorum. Bu kitabın en dikkate değer yönü ise sürekli kadın kimliğinin ve kadınların ön planda olmasıdır. Ben bir kadın olarak yazarımıza minnettarım yüreğine ve emeğine sağlık. Acaba bu üslup ile ve bu dil ile başka eserleri olacak mı ? Merak ediyorum, kitabı çok beğendim.
Yazarımıza sevgi ve saygılarımla…

    Elif AKKOYUN18 Aralık 2019 / 13:31Cevapla

    “Maçkar” kitabı annemin de dikkatini çekmiştir. Okuduğum zaman annem sürekli yanıma oturuyordu ve okuduklarımı dinliyordu.
    Bu kitap 35 yıl önce Muş bölgesinde ki insanlarımızın yaşantısını yansıtıyor. Ben ise 25 yaşındayım. O dönemi yaşamadım. Sanki o olaylar annemin gözlerinin önünde canlanıyordu ve annemim hafızasını tazeliyordu. Keje’nin gördüğü çilelerden ben ve annem çok etkilendik, göz yaşlarımızı tutamıyorduk.
    Erkek ruhlu Herdem gibi kadınlarımız vardır elbette ama toplumumuzda ki çarpık düzene karşı kimse cesaret edemiyor ve dile getiremiyor. Yazarımızı bu cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Bu kitabın en dikkate değer yönü ise sürekli kadın kimliğinin ve kadınların ön planda olmasıdır. Ben bir kadın olarak yazarımıza minnettarım. Yüreğine ve emeğine sağlık. Acaba bu üslup ile ve bu dille başka eseri olacak mı merak ediyorum. Kitabı çok beğendim.
    Yazarımıza sevgi ve saygılarımla.

Salih YILMAZ23 Aralık 2019 / 11:44Cevapla

Elif Hanım, size çok teşekkür ederim. Sizin gibi değerli okuyucularımın güzel yorumları, bana olan desteğiniz beni duygulandırıyor. Bunun için Murat nehrinin suyu dursa da ben durmam. Yeni bir kitap yazıyorum. Yazacağım bu kitap Yüzük ve Maçkar kitaplarımdan inşallah daha iyi olacaktır. Bu kitabımın da başkahramanı kadın olacaktır. Yetimler, kimsesizler ve garibanlar üzerinden insanları ve hayatı anlatmaya çalışacağım. Kitabımın ismi “Sêwîdir”. Sêwî Türkçede yetim demektir.
Siz okuyucularımın ilgisine ve sevgisine layık olmaya çalışacağım. Herşeyin gönlünüzce olması dileğimle…

İlhami Aslan26 Aralık 2019 / 14:10Cevapla

Daha önce 175 sayfalık Yüzük kitabını okudum. O kadar akıcı idi bir günde bitirdim. Başka arkadaşlarıma önerdim. Fakat piyasada kalmamış. Neden ikinci baskısı yapılmıyor, merak ediyorum. Maçkar kitabı Yüzük kitabından daha iyi. Bugüne kadar Kürtçe eserleri okuduğumda zorlanıyordum. Bu kitap ise hafif ve sade bir dil ile yazılmış. Okuduğum zaman rahatlıkla içime sindi ve zevk aldım.
Yüzük kitabındaki Sosin’ın bu kitaptaki Kejê ile örtüşen yönleri vardır. Yazar, Kejê’nin en ince detaylarını harika bir şekilde tasvir etmiş. Ben Kejê’nin güzelliğine hayran kaldım. Bana göre Kejê hayal ürünü değildir. Öyle görünüyor ki Kejê yazarın üzerinde derin etki bırakmış.
Keşke yazar elindeki bütün malzemeleri bu kitapta kullanmasaydı. Çünkü normal birer kahraman olarak önümüze çıkan başta Kejê, Bişar, Rûmet, Bedîh ve Gulîzer gibi karakterleri her biri farklı kitaplarda ayrı birer başkahraman olabilecek düzeydeler.
Eminim Salih Yılmaz Mehmet Uzun’un bıraktığı bayrağı taşıyacaktır. Yazarımıza sevgi ve saygılarımla başarılar dilerim.

Salih YILMAZ27 Aralık 2019 / 13:23Cevapla

İlhami bey, “Yüzük” kitabimin telif hakkımı kimseye vermedim. Yayınevleri ikinci baskısı için talepte bulundular. Başka nedenlerden dolayı olumlu yanıt vermedim. Şimdilik ikinci baskıyı düşünmüyorum.
“Maçkar” kitabındaki kahramanlar bana göre sıradan insanlar değiller. Benim en yakın dostlarımdırlar. Benden daha değerli insanlardır. Onlara karakterine göre rol biçtim, kitabımda da bu şekilde yer verdim ve yazdım. İnsanların güzelliği, mertliği, dürüstlüğü ve bütün üstün vasıfları benim onlara olan sevgimin ve saygının ifadesidir. Herşeyin en iyisi sevgi ile anlam kazanır. Yazacağım “Sêwî” kitabındaki kahramanların da “Maçkar” kitabındaki kahramanlardan pek farkı yoktur. Onlar da benim için çok değerli insanlardır.
Mehmet UZUN bir efsane idi ve benim pirim idi. Onun derecesine gelmek için bir firin daha ekmek yemem lazımdır. İlginize ve övgünüze layık olmaya çalışacağım. Değerli okuyucum, size saygı ve sevgilerimle çok teşekkür ederim. Hoşçakalın.

Salih YILMAZ27 Aralık 2019 / 17:42Cevapla

İlhami Bey, “Yüzuk” kitabımın telif hakkımı kimseye vermedim. Yayınevleri ikinci baskısı için talepte bulundular. Başka nedenlerden dolayı olumlu yanıt vermedim. Şimdilik ikinci baskıyı düşünmüyorum. “Maçkar” kitabındaki kahramanlar bana göre sıradan insanlar değiller. Benim en yakın dostlarımdırlar. Benden daha değerli insanlardır. Onlara karakterine göre rol biçtim, kitabımda da bu şekilde yer verdim ve yazdım. Insanların güzelliği, yiğitliği, dürüstlüğü ve bütün üstün vasıfları benim onlara sevgim ve saygının ifadesidir. Herşeyin en iyisi sevgi ile anlamlıdır. Şimdi yazacağım “Sêwî” kitabındaki kahramanların da “Maçkar” kitabındaki kahramalardan pek farkı yoktur. Onlar da benim için çok değerli insanlardır.
Mehmet UZUN bir efsane idi ve benim pirim idi. Onun derecesine gelmek için bir firin daha ekmek yemem lazım. İlginize ve övgünüze layık olmaya çalışacağım. Değerli okuyucum, size saygı ve sevgilerimle çok teşekkür ederim. Hoşçakalın.

İlhami ASLAN29 Aralık 2019 / 20:09Cevapla

Yazarın bu kadar mütevazi olması; kendisini topluma kabullendirmeyi, alt tabakadaki insanlarla iyi ilişkiler kurabilmesi ve onların sorunlarını ve yaşantılarını iyi aktarmasına olanak sağlar. Sizin bu kadar mütevazi olduğunuzu anlıyorum. Salih Bey, sizin kitaplarınızdan aldığım tadı hiç bir kitapta bulamadım. Başarılarınızın devamını dilerim.

Salih YILMAZ31 Aralık 2019 / 13:00Cevapla

Çok değerli okuyum İlhami Beye tekrar teşekkür ederim, saygı ve sevgilerimi sunarım.

Salih YILMAZ1 Ocak 2020 / 15:33Cevapla

Birayê min ê Şivanê Dêrikî, ji bo keda te, ji te re gelek spas dikim. Her tist bi gorî dil ê te be…

Muhacir Akgün9 Ocak 2020 / 18:52Cevapla

Berî gotînın xwe ez sılav în gehrm û xurt ji tera dîşînım xalo.jıbo diyarîya te zor sıpas û lıber pênûsa te bejna xwe détewnînım.êmrémın 26 e lé mın gava ew pêrtûk xwandım bume 50 û 60 salé..jı giha çınînî heya sıtran a(dengbéjî) û jiyana gund heya çirokan û hewaltî heya yegîtîyé..mın dınav seré xweda jiyanek dın avagır..an herî xweş û an mın bextewargır,jiyana xwe heya iro mın û dayéga xwe bıhewra pértûk xwand..mın heya pértûk qedand(xıhlasgır)dayégamın ne lé bamın bu..car zaroktî car gundé wé car cıwanté wé..dahat lé ber ceva û berxuda dılorand û hêsrén cavén wé jıbo herdemé dahatın xwaré..bawergın ez şiroveya xwe dıgârım wek romané dıréj bênîwsım 😊 pértûk ewqas xweş e..jıbo kesén pértûké bêxwînın péşnéyarîyamın,bıla malbataxweda dê û bav anjî dabîr û bavbîrên xwera bêxwînın,ez bawerım jıbowan qelekî dıl xweşîgi mezın bıbe

Leyla Çelik27 Ocak 2020 / 21:50Cevapla

Maçlar kitabındaki betimlemeler o kadar güzel ki sanki sinema gibi gözümün önünde canlandı. İlk bölümlerde kadınlarda Gulizar başrol oyuncusu gibi göründü. Çünkü sevdalısı olan Denbej Rumet’i yıllarca peşinde sürüklendi ve ona kan kusturdu. Orta bölümlerde Gulizer Keje’nin gölgesinde kaldı. Keje’nin güzelliğini kusursuz bir şekilde yazıya dökmüş. Doğrusu Keje’nin güzelliğini kıskandım. Keje’nin başında geçen talihsiz olaylardan, çektiği çilelerden dolayı bu sefer Keje’ye çok acıdım. Hiç bir yürek buna dayanamaz. Son bölümlerde ise kitabın anafikri Herdem üzerinde şekillendi. O bölgede ve o dönemde Herdem’in toplumda bu kadar aktif olması biraz bana inandırıcı gelmedi. Bişar’ın bu kadar yürekli ve cesur olması. Bedih’in çağdaş bir dinadamı olması. Herdem’in liderliği, Keje’nin güzelliği, Tujo’nun profenel hırsızlığı, Xisto’nun fesad oluşu, Kubar ve Keleş’in insanlara tepeden bakması. Bu farklı karekterdeki insanları bu kitapta bir araya getirmiş. Yazarımızın ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor. Kitap hakkındaki yorumlara baktığınızda iyi karekterli insanlar Yazarımızın yakın dostlardır. Keşke onlardan bir de ben olsaydım. Kitap herkesin anlayabileceği bir dille yazılmış. Yazarımızı tebrik ediyorum. Başarının devamını diliyorum, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Salih YILMAZ30 Ocak 2020 / 22:33Cevapla

Çok değerli okuyucum Leyla Hanım’a; güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla size göre Herdem’in köy yönetimde ve toplumda etkili olması ve adeta bir kilit rol oynaması pek inandırıcı olmamış. Fakat bunu belirmek isterim ki: 90’lı yıllardan önce ben henüz bir lise öğrencisi iken, bulunduğum Muş’ta bir mahallenin o zamanki muhtarı bir kadındı. Herkes Muhtar Hanımın mahalle yönetimindeki idaresinde performansından çok memnundu.
Bununla birlikte, kadına hemen hemen annelikten başka hiç bir vasif tanımayan Osmanlının son dönemlerine bile dengbêlerin üstadı Evdalê Zeynê ile dönemdaş olan Degnbêj Golê bir kadındı. Üstelik namı ve şanı her yerde yankılanmıştı. Dengbêj Golê de Dengbêj Evdalê Zeynê gibi diyar diyar dolaşıp ağaların ve beylerin divanında kilamlar söylerdi. Tarihimizde böyle örnekler vardı ve her zaman olacaktır.
Bütün okuyucularım benim için çok değerli insanlardır. Okuyucularım olmadan ben bir hiçim. Sizin desteğinizle ayaktayım ve varım. Aynı zamanda siz değerli okuyucularım benim yakın dostlarımsınız. Hepinize minnettarım, sonsuz sevgi ve saygılarımı sunarım.

Narin Akar6 Şubat 2020 / 17:24Cevapla

Kitabınızı büyük bir keyifle okudum, kitabı çok sürükleyici ve anlaşılır buldum. Kürtçe okurken zevk alarak,sıkılmadan ve zorlanmadan okunacak çok değerli bir yapıt. Kadınların toplumdaki yerine cok güzel yer verilmiş. Toplumsal cinsiyetçi bakış açısı ve buna muhalif bakış açısı yerinde işlenmiş.²

Salih YILMAZ7 Şubat 2020 / 14:08Cevapla

Narin hanım, yorumlarınıza göre; kitabımın canalıcı noktasını yakalamışsınız. Size çok teşekkür ederim, sonsuz saygı ve sevgilerimi sunarım.
Sizin gibi değerli okuyucularımın ilgisine ve övgüsüne layık olmaya çalışacağım. Her şey gönlünüzce olması dileğimle…

Necla keskin10 Şubat 2020 / 09:38Cevapla

Kitaptaki baş kahraman(herdem) güçlü, içinde bulunduğu toplumdaki yanlış düzene kafa tutmuş toplumda görmeyi istediğimiz bir kadın figürü. Özellikle kitapta Herdem’in istemediği bir kişiyle evlilik yapmış olması ve bunun acısını hayatı boyunca yaşaması insanı derinden etkileyen bir durum. Ama buna rağmen yılmayıp gidişatın bu şekilde sürmemesi için var gücüyle çabalamış. Kürtçe kitap okumaya karşı önyargısı olan kitapseverler bence çekinmeden kitabı alıp okumalı. Yazarın çok anlaşılır ve akıcı bir dili var. Eminim herkes bu kitapta kendinden bir parça bulacaktır.

Salih YILMAZ11 Şubat 2020 / 19:42Cevapla

Çok değerli okuyucum Necla Hanım; kitabıma olan ilginiz ve güzel yorumlarınız için teşekkür ederim, sonsuz saygım ve sevgilerimle…

Salih YILMAZ16 Şubat 2020 / 10:21Cevapla

Değerli Mehmet Can Kadri Polat okuyucumun yorumları için çok teşekkür. Sağlık ve mutluluk dileğimle…

Suat koran11 Mart 2020 / 17:58Cevapla

Salih YILMAZ/Maçkar

Öncelikle Yazar Salih YILMAZ’a çok teşekkür etmek istiyorum. Çocukluk yıllarımda şahit olduğum ancak, hızlı bir şekilde maruz kaldığımız kültürel başkalaşım ve değişimin etkisiyle, zihnimde unutulmaya yüz tutmuş kültürel ve sosyal kimliğimizi yeniden zihnimde tazeledi. Eseri önemli kılan bu yönü yazarın Kürt edebiyatına olan vukufiyetiyle satırlara ilmik ilmik işlenmiştir. Bu yönüyle eser bir başyapıt niteliği taşımaktadır. Daha önce, yazarın “Yüzük” isimli eserini de okumuştum. Sanatsal açıdan Maçkar’ın Yüzük’e göre bir adım önde olduğunu söyleyebilirim. Ancak her iki eser de bir solukta okunabilecek akıcılıktadır. Yazar, özelde Serhat bölgesinin genelde Kürt toplumlarının, 80’li yıllardaki sosyal-kültürel yapısını bir film tadında okuyucuya sunmaktadırlar. Ancak bununla birlikte bir takım eleştirilerimi de bir kaç madde halinde, arz etmeyi gerekli görüyorum. Umarım yazar bu eserlerinin yeni baskılarında ve bundan sonra kaleme alacağı eserlerinde, bizim bu konulardaki hassasiyetlerimizi de göz önünde bulundurur.
1- Eserde yapılan bazı betimlemeler ve tasvir edilen bazı sahneler müstehcenlik boyutundadır. Örneğin Kejê’nin fiziksel özellikleri betimlenirken çok ince detaylara inilmesi, Kejê’nin kocası tarafından maruz kaldığı “tecavüz” sahnesi ancak bu kadar mide bulandırıcı olabilirdi, dedirtti bana. Yazar dönemin zulüm ve vahşet ifade eden karanlık yönünü net bir şekilde ortaya koymak adına bunu bu şekilde sahnelemiş olabilir. Benzer vakalar aynı şekilde yaşanmış da olabilir. Ama bu şekilde vahşice bir sahne, bir toplumda, asırlar boyunca belki ancak bir defa olmuş olabilir. Ancak bu kadar ender rastlanabilecek bir sahneyi kaleme almak Kürt milleti adına bir takım yanlış algıların oluşması açısından kaygılandım. Ya da en azından daha hafif bir üslup ile olay kaleme alınabilirdi. Ben bu kitabı anneme okurken bazı yerlerini sansürlemek zorunda kalıyorsam bana göre bu kitap kusurludur.
2- Şêr şêre çi mêrbe çi jinbe… Herdem tam bir aslan parçası. Haksızlığa başkaldırması, dik durması, kararlı olması; merhameti, şefkati taktire şayan ancak bazı tavırlarını ona hiç yakıştıramadım. Ölene kadar kocasını ve babasını adam yerine koymaması, kocasına karşı tavırları, son zamanlarda eşini terk etmesi, annesi kurbana kocasını da katmasını istediğinde Herdem’in verdiği tepki… Evet, olmaması gereken bir evlilik, zulüm boyutunda bir evlilik, ama olduktan sonra da ömür boyu uzatmak doğru değildir. Yanlış uygulamalarla mücadele edilir ama yaşadığı dönemin ve toplumun örf ve adetlerinin etkisinde kalarak yanlışa düşmüş bir babayla da, bir kocayla da bu derece düşmanlık doğru değildir. Özellikle Nerçirvan’ın bu muameleyi hakettiğini sanmıyorum. Zira Bişar’ın annesi 76. sayfada Neçirvan hakkında; o eşine hakaret etmez, diyor. Bişar da 91. sayfada amcasından bahsederken; Benim Neçirvan amcam eşine çocuklarına haksızlık yapmaz, diyor. Zaten hikâyenin tamamında da Neçirvan’ın kötü, kaba bir tavrından bahsedilmemiştir. Aksine birçok yerde; Herdem’i sevdiği, ona değer verdiği anlaşılmaktadır. Herdem’in bu konudaki tavrını onun merhametine ve adaletine hiç yakıştıramadım.
3- Her zamanda, her tolumda halkı sömürmeye çalışan, güçlünün yanında duran din adamı pozisyonunda kimseler olmuştur malesef. Yazar güçlü kabileye sırtını yaslamış olan köyün imamının karakterini net bir şekilde kaleme almıştır ancak Bedih’in hocası olan Seydayê Mezin karekterindeki dürüst din âlimi karakterini malesef yeterince doğru yansıtamamıştır. Bedih (kitabın 101.sayfasında) Herdem’e seydanın kendisini kızıyla evlendirmek istediğini söylediğinde Herdem seyda hakkında şunları söylüyor: “ Bu halk büyüklerinden neler gördüyse onları çocuklarına da yaşatırlar. Hadi Bedih’in babası cahildir diyelim, ya Büyük Seyda… O da, gel kızımı iste, diyor. Ya kızının gönlü başkasında varsa? Büyük âlim kızının vebalini, kızının sevdiğinin vebalini, Kejê’nin vebalini ve senin vebalini almaktadır. (Bu halkın) aydını da, cahili de, âlimi de hepsi bir…” Herdem’in bu ağır önyargılarına karşın Bedih ise sadece, Peygamber Efendimizin getirmiş olduğu şeriatta böyle uygulamaların olmadığını, ifade etmekle yetiniyor. Yani bir anlamda Herdem’e hak vererek, Büyük Seyda’nın da yanlış yaptığını, toplumun âlimlerinin de hata içerisinde olduğunu ancak esasında dinimizde böyle şeylerin olmadığını savunmuş oluyor. Oysa kitapta gerçek din âlimi karakterinde olan Seydayê Mezin hakkında Bedih’in şu şekilde cevap vermesini beklerdim: “ Öyle düşünme annem. Seyda bana bu teklifi sunduysa mutlaka kızıyla da eşiyle de önceden görüş alışverişi yapmıştır. Kızının gönlünün olup olmadığını bilmeden bana, gel kızımı iste demez. O Peygamber Efendimizin yoluna layıkıyla bağlı bir âlim. O kendi kızına zulmedecek biri değildir. Bana da illa kızımı alacaksın diye dayatmadı zaten. Beni çok sevdiği için damadı olmamı istemiş sadece. Kızında gönlümün olmadığını anlarsa asla ısrar etmez, bana karşı tavırları da asla değişmez.” Seydayê Mezin hakkındaki bu açıklama kitapta büyük bir noksan olarak durmaktadır. Bu halkın fedakâr ve dürüst âlimleri, aydınları her zamanda ve dönemde mutlaka olmuştur. Onlara haksızlık yapmamak lazım.
4- Neçirvan’ın kitabın sonlarına doğru bir anda sahneden silinmesi sanki bir kopukluk doğurdu. Herdem’i çok seviyordu. Herdem’in onu bırakıp gitmesine engel olmaya çalışabilirdi. Herdem gittikten sonra birkaç defa ardından gidip çağırabilirdi. Ya da en azından yazar net bir şekilde Neçirvan’ın küstüğünü ve artık Herdem’i hayatından sildiğini belirtebilirdi. Özellikle Neçîrvan, onca yıllık eşi ölüm döşeğindeyken yanına gelmek isteyebilirdi. Herdem eşinden helallik almak isteyebilirdi. Her ne kadar başkasına aşık olsa bile Neçirvan onun aşkına saygı duydu ve hayatı boyunca ona kaba davranmadı. Herdem’in üzerinde çok hakkı olduğunu düşünüyorum.
Eser, bahsettiğimiz bu hususlar dışında taktire şayan bir çalışmanın ürünüdür. Özellikle Serhat Bölgesine has kullanılan bir takım edebi ifadeler büyük bir ustalıkla esere işlenmiştir. Zamanında babalarımızın, dedelerimizin, bilge insanlarımızın kullandığı bazı deyimlere, atasözlerine kitabı okurken rastlamak insana keyif veriyor. Geçmişin sosyal ve kültürel yapısını an be an zihnine kaydeden Yazar Salih YILMAZ on yıllar sonra bunları, anlaşılır bir dille, ilmik ilmik eserine işleyerek bizlere sunmuştur. Ben okurken çok keyif aldım. Sizlerin de keyifle okuyacağına inanıyorum. Şu an evime misafir olarak gelen anneme okuyorum. Pür dikkat dinliyor ve zaman zaman iç çekiyor. Belli ki gençlik yıllarını yeniden yaşıyor. Anıları zihninde tek tek canlanıyor. Hepinize iyi okumalar diliyorum. Salih YILMAZ’a tekrar teşekkür ediyorum. Sıradaki çalışmasını merakla bekliyorum.

Suat KORAN

Salih YILMAZ21 Mart 2020 / 12:08Cevapla

Suat Hocam; genç, yetenekli, birikimli ve oldukça aydın bir mesai arkadaşım idi. Kitabıma yaptığı muhteşem olumlu ve olumsuz eleştirilerde de bu özelliklere sahip olduğunu gösteriyor. Suat Hocam yüksek lisansını Ahmedê Xanê üzerinde tamamlanmıştır. Şu anda da doktora tezini hazırlamaktadır. Okuldaki mütevazı tutumu ve diğer saygın davranışları takdire şayandır. Suat Hocamı kardeşim kadar severim ve bundan dolayı Sêwî kitabımın kahramanlarından biri olacaktır.
Hocamın değerlendirmelerine göre: Herdem’in babasına, kayınbabasına ve eşine acımasızca davranışları onun üstün vasıflarına uymuyor. Buna saygı duyuyorum fakat, bana göre asla mutlak iyilik ve mutlak kötülük yoktur. Herdem ne kadar iyi bir insan olsa da zamanında babası ve kayınbabası tarafından maruz kaldığı bir takım kötü muameleden sonra ister istemez hayatının sonuna kadar onları suçlamış ve onlara kin gütmüştür. Nêçîrvan bütün özveriyle çabasına rağmen Herdem’in geri dönmesi hususunda başarılı olamıyor ve Nêçîrvan umudunu kesip, kenara çekiliyor. Ek olarak belirtmeliyim ki Herdem’in kızı olan Gulîzer de annesine çekmiş, Dengbêj Rûmet’e aşık olduğu halde tabiri caiz ise Rûmet’in annesinden emdiği sütü uzun bir zaman fitil fitil burnundan getirmiştir.
Ben bir yazar olarak duygularımı ve doğru bildiklerimi kitabımın başkahramanı olan Herdem’in karakterine de bir parça yansıttım. Ben her zaman insanlara iyi niyetimle ve saygıyla yaklaşırım fakat muhattap olduğum insan bu iyi niyetimi kendi lehine fırsata çevirirse o zaman ona karşı davranışım değiştirim, tavrımı koyarım ve kolay kolay eski durumuma gelmem.
Kejê’nin bahsettiğiniz bölümdeki dramatik olayı elbette kadim toplumumuza mal edilemez. Ne yazık ki çağımızda ülke ve dünya basınında da bu ve buna benzer daha vahim olaylara maalesef rastlıyoruz.
Başta Suat Hocama ve bütün okuyucularıma sonsuz saygı ve sevgilerimi sunarım. Hepinize çok teşekkür ederim.

    Suat koran23 Mart 2020 / 15:26Cevapla

    Kıymetli abim çok teşekkür ederim. Ham kalbinin yüceliğini hem yazarlıktaki ustalığını ortaya konuşsun. Bu yaptığın açıklamayla, eserinin realist bir bakış açısıyla kaleme alındığını belirtmiş oldun. Biz olaya biraz daha duygusal yaklaştığımız için mükemmellik aradık. Ama dediğin gibi kusursuz insan olmaz. Herdemin yaşadıkları hayatında derin izler bırakmış. Hakkımda söylediklerinden dolayı bütün kalbimle teşekkür ederim. Başarılarının devamını dilerim. Toplumumuzun senin gibi duyarlı aydınlara ihtiyacı var. Allah eksikliğinizi vermesin.

Seher Özel29 Mart 2020 / 14:10Cevapla

Sayın Salih Hocama böyle bir kitap yazdığı için öncelikle çok teşekkür ederim, kitabi baştan sona çok beğendim Gecmişteki zorluklara rağmen kadınların ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar fedakarlik yaptigini, haksızlıklara boyun egmemeleri gerektiğini bir kes daha gördüm bu kitapta… Nasil ki Büyüklerimizden gecmişlerini dinlerken her sey gozumde canlandiysa MAÇKAR kitabini okuduğumda da o zaman diliminde yaşıyorum gibi hissettim. Kisacasi duygularimin pek bir tarifi yok ama çok çok beğendim. Devamini bekler, Başarınızın daimiliğini ister, kaleminizin hiç tükenmemesini dilerim Salih Hocam… Saygılarimla.🤗

Salih YILMAZ31 Mart 2020 / 19:37Cevapla

Seher benim için değerli bir öğrencim idi. Dört yıl boyunca dersine girdim. Sınıf başkanlığı görevini yapıyordu. Onun sınıfındaki sükuneti, huzuru 25 yıllık mesleki hayatımda hiç bir sınıfta görmedim. Seher’ in ilkeli ve cesur oluşu; özellikle erkek öğrencilere karşı dik duruşu, benim ve dersine giren diğer öğretmenler için hayranlık uyandırıldı. Ben tecrübeli bir öğretmen olarak onun kadar sınıftaki hakimiyeti sağlayamıyordum. Seher’in karekteri Herdem’in karakterine benziyor. Ona her zaman: “Rambo kızım.” Diye hitap ederdim. Seher kızımızın da geleckte lider konumunda olacağına inanıyorum. Seher kızıma çok teşekkür ederim. Her şeyin gönlünce olması dileğimle…

Sinem TIKNAZ4 Nisan 2020 / 17:57Cevapla

Dengbêj Rûmet, Herdem’in bütün kişiliğini ve özellikle de kitabın ana fikrini kitabın son sayfalarında bestelemiş olduğu kilam ile ifade etmiştir. Bu kilam bir özet niteliğindedir. Herdem her zaman mazlumların ve kimsesizlerin yanında yer almış, kötü insanlara ve düzene karşı acımasızca mücadele etmiştir. Kitabın bir diğer okuyucusu olan Suat Hoca’ya katılıyorum. Herdem’in babası ve kayınbabası ona kötü muamelelerde bulunmuş doğrusfakat Nêçîrvan’ın ne günahı var onu anlayabilmiş değilim.
Kitapta dikkatimi çeken bir husus daha var. Diğer okuyuculardan hiç kimse Temo’nun icraatlarından söz etmedi. Oysaki bana göre bu kitap Temo’nun temeli üzerinde şekillenmiştir. Temo her zaman çocuklarla içli dışlı olmuş. Temo her biri farklı aşiretten olan, Rûmet, Bişar ve Bedîh’i çocukluk yıllarında bir araya getirmiş ve onların arasında güçlü bağlar oluşmasını sağlamıştır. Diyeceğim o ki Temo’nun yetiştirmiş olduğu Bişar, Rûmet ve Bedîh olmasaydı Herdem düzene karşı mücadele etmezdi ve başarılı olmazdı. Bana göre Temo akil insandır ve sürekli Herdem’in grubunda yer alıp destek vermiştir. Zaten bilindiği üzere de Temo, Herdem’in ölümünden sonra Herdem’den devraldığı bu mücadeleyi layıkıyla yerine getirmeyi çalışmıştır. Temo devraldığı bu mücadelede kendisi Herdem’in babasının köyüne gitmiş, mücadelenin diğer kolu olan Kejê ve Bedîhi de dayısının köyüne göndermiştir. Merak ettim bir husus da şudur ki: Mücadelenin yürütüldüğü bu her iki köy, Herdem’in kayınbabasının köyü gibi düzene girdi mi yoksa girmedi mi? Yani Herdem’in vasiyeti yerine getirebildi mi? Yazar bunun devamını getirmedi. Yazarın yerinde olsaydım bunları da yazardım.
Kitaptaki betimlemeler, üslup ve karakterler son derece güzeldir. İnsan okudukça zevk alıyor ve insanın içine siniyor. Yazara bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilerim.

buca escort