Muş Ülkü Ocakları İstanbul’un Fethini Kutladı

Muş Ülkü Ocakları Başkanlığı İstanbul fethinin 566. Yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayınladı.

Muş Ülkü Ocakları Başkanı Cengiz Taşkıran imzasıyla yayınlanan yazılı basın açıklamasında, “Hüküm veren, kapıları açıp yardım eden, zafer ve fetih lütfeden Allah’ın  (c.c)  Fettah isminin tecellisidir İstanbul’un fethi… Peygamberin müjdelediği hadislere mazhar olan kutlu bir fetih… Birçok padişahın, sultanın hayali olan hatta Osman Gazinin ölüm döşeğinde dahi sayıkladığı bir şehir… 19 yaşındaki bir genci yakıp kavuran uykusunu kaçıran hayaller kurduran bir fetih…” denildi.

Muş Ülkü Ocakları Başkanı Cengiz Taşkıran imzasıyla gönderilen yazılı basın açıklamasında, “Her Padişahın katkısı vardır elbette… Bayezid Han Anadolu Hisarını yaptırarak girişir işe.  Murat Han’ın tek hayali vardır “Ayasofya’da ezan okutmak!” Surları aşmak, camiler yapmak. Ecdadın rüyası budur işte. Murat Han’ın Hacı Bayram veliye ‘’ “İstanbul, efendim”,”Bize nasip olur mu acaba?” sualinde yatar bu sevda… Müjde ise Hacı Bayram Hazretleri’nin cevabında gizlidir. “Hayır, sultanım!” der, “İstanbul’un alındığını ne sen görürsün, ne de ben” sonra tahta beşiğinde mışıl mışıl uyuyan küçük şehzadeyi gösterir. “Ama!” buyurur “Şu yiğit ile bizim köse (Akşemsettin’e öyle der) görseler gerek” der…

Fethin gizli mimarlarıdır onlar Molla Hüsrev ve II. Mehmet…  Hocanın da öğrencinin de hayalleri aynı kâğıt üzerinde… Karadan kadırga yürütür, suya köprü atarlar. Devasa gemiler, yürüyen kuleler, dudak uçuklatan toplar. Toprağa çizilen şekiller, şemalar… Onlar sadece İstanbul’un değil Roma’nın fethini planlar, buruşuk kâğıtlar üzerine destan yazacaklarından habersizce. Belki çizgiler çerden çöptendir, ama zafere inançları tamdır.” ifadeleri kullanıldı.

Yapılan yazılı basın açıklamasının devamında şu ifadelere ver verildi: “Fatih’in dâhiliği midir? Yoksa ilahi bir kudretin mucizesi midir? O gece yaşananlar… Mesela “havan topu” fikri ilk kez onun kafasında şekillenir. Gülleleri Galata evlerinin üzerinden aşırarak Haliç zincirini koruyan gemilerin üstüne düşürür. Mesala Denizciler karada da yelken açar, rüzgârın gücünü arkalarına alırlar. Bir gecede 72 gemiyi Haliç’e inci gibi dizer bu inanç ve azim… Denize meydan okuyan bir komutan atını denize sürer. Gemileri karadan yürütmeyi düşünmek… Dâhilere has bir taktik değil midir? Ardında ilahi bir kudret… Göklerden gelen bir kararın sonucudur bu fetih. Hava, rüzgâr, yer, gök, âlimler ordusu arkasındadır Fatih’in…

O kutlu gün, 1453 yılının Mayıs ayı… Kutlu bir komutan, kutlu ordusuyla Edirne’den İstanbul veya o günkü adı ile Konstantinopolis’e doğru yola çıkmıştır. Daha önce İslam orduları tarafından 11 defa kuşatılan Konstantinopolis bu defa zorlu bir mücadeleye tanıklık edecektir. Bir tarafta 1000 yıllık sahipleri diğer tarafta onu en az 1000 yıllık sahipleri kadar arzulayan, Peygamber Efendimiz ‘in (a.s) müjdesine mazhar olmayı amaçlayan bir komutan ve ordusu… Zağanos Paşa, Cebeli Ali Bey, Hamza Bey, kapıkulu askerleri, leventler, denizciler dört bir yandan yanaşır Topkapı’ya önde cihan padişahı 21 yaşında ki genç komutan yanında hocası Akşemsettin… Bizans  halkı konduramaz genç bir komutana bu kutlu zaferi Akşemsettin’de görür tüm hürmeti… Büyük Veli sultanı işaret etse de Fatih “Evet” der “Sultan benim, ama fatih odur!”… Feth-i Mübin yankılanır Ayasofya’dan ilk ezanla. Yeni bir çağ başlamıştır. Artık yeni bir harita çizilecektir içinde İstanbul olan. 566 yıl önce bugün 29 Mayıs 1453’te elde edilen zaferle köklü medeniyetimiz insanlık tarihine damgasını vurmuştur. Fetih ile sadece şehir değil, gönüller de fethedilmiştir. Bu tarih¸ Osmanlı’nın muhteşem bir cihan devletine giden yolunu da ardına kadar açar. Zulme rıza gösterenler ve zalimden yana olanlar sahnenin dışına itilir; İslâm’dan ilham alan daha âdil bir dünya nizamı yeniden şekillenir. İstanbul’un Fethi sadece bir kahramanlık öyküsü değildi! Fetih; azim, inanç, teknoloji, akl-ı selim ve üstün bir stratejik dehanın ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Çağ açıp çağ kapatan, Tarihin en muhteşem zaferlerinden biri olan İstanbul’un Fethi’nin 566. Yıldönümünü kutluyorum. Bu vesile ile Fatih Sultan Mehmet Han, Molla Gürânî, Molla Hüsrev, Akşemsettin ve fethin sembolü Ulubatlı Hasan başta olmak üzere fethe katılan bütün ecdadımızı rahmetle, minnetle yâd ediyor; ruhlarının şâd, mekânlarının cennet olmasını diliyorum.”HABER49

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.