YAŞLILIK TOPLUM İLİŞKİSİ

Yaşlılık tıpkı yaşamın diğer dönemleri gibi kaçınılmaz ve doğal bir süreçtir.Sadece kronolojik veya biyolojik bir süreç değil aynı zamanda toplumsal bir süreçtir. Yaşlanma, bugün önlenmesi mümkün olmayan sosyolojik, biyolojik ve psikolojik boyutlu bir gerilemenin hayat boyu devam etmesidir.

Yaşlılığa yönelik algı toplumdan topluma dönemden döneme göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Geleneksel toplumlarda saygı gören lider olan yaşlı, modern toplumlarda istenmeyen, eşyaları saklayan, yenisine ihtiyaç duymayan, üretmeyen, tüketime biraz da olsun uzak olan bakıma muhtaç kesim olarak görülmektedir. Bununla birlikte insan ömrü uzamış, yaşlılık istenmeyen bir durum haline gelmiştir. Tüm dünyada yaşlı nüfusu giderek artmaktadır dolayısıyla genel nüfusun yaşlanması söz konusudur. Toplumsal yaşlanma günümüzde küresel bir sorun haline gelmektedir. Tıptaki gelişmeler, bulaşıcı hastalıkların tedavisi, sağlıklı ve uzun yaşama yönlendirilme gibi birçok gelişme günümüzde yaşlı nüfusunun artmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla bu toplumsal bir sorunu teşkil etmektedir. Bu durum da küresel dünyanın içerisinde yaşlılara yönelik politikaların varlığından söz edebiliriz. Evde ve kurumlarda bakım hizmetleri sunulması yaşlı aylığı alınması gibi devlet veya özel kurum tarafından desteklenen hizmetler vardır. Özellikle özel sektörün gelişmesiyle birlikte devletin yaşlılara yönelik politikalarını etkilemektedir.

Son yıllarda tıptaki ve teknolojide ki gelişmeler ve yaşam standartlarının iyileşmesi nedeniyle yaşam süresi ve buna paralel olarak yaşlı nüfus artmaktadır. Ülkelerin yaşlılık ile ilgili sınıflandırmaları farklılık +göstermektedir. Dünya sağlık örgütü yaşlılığı “Çevreye uyum sağlayabilme yeteneğinin yavaş yavaş azalması” olarak tanımlamakta ve 60 yaş üstünü yaşlı olarak kabul etmektedir. Ülkemizde ise 65 yaş üstü insanlar Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre yaşlı olarak kabul edilmektedir.  Dünya nüfusunun 2018 yılında %9,1’ini yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %33,2 ile Monako, %28,4 ile Japonya ve %22,4 ile Almanya olmaktadır. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer almaktadır (TUİK, 2018). Böyle olunca huzur evlerine olan talep artmış, yaşlıların ihtiyaçları bu kurumlar tarafından karşılanmıştır. Özellikle şu zamanlarda bağışıklık sistemine saldıran virüs var iken herkes tarafından kabul gören bir gerçeklik var ki yaşlılarının canlılık sistemi, genç kesime göre daha yavaş çalışmaktadır. Bu da insan olmanın verdiği orijinal mekanizma içerisinde, her büyüyen birey için stres teşkil etmektedir. Hali hazırda yaşlılığın getirdiği hastalıklarla mücadele eden bireylerin problemlerine bir yenisini daha eklemek istemiyorsanız onlara fazlalık gibi davranmaktan kaçının. Her şeyden önce yaşanmışlık, tecrübe ve bilgin dünyada yerine yenisi konamayacak aktarımlardır. Eğer imkanınız varsa etrafınızda ki yaşlılara (yaşı büyük insan ) Şu soruları sormayı deneyin

Dünyaya bıraktığınız en güzel şey nedir?

Dünyadan bir şeyi götürmeye imkanınız olsa, bu ne olurdu?

Bir gün göçerseniz insanlığın hangi mesajı iyi idrak edebilmiş olmasını isterdiniz?

Alacağınız cevaplar sadeye yakın, aşırı olmayan kulağınıza her tesellide aşina olduğuz fikirler gibi gelecektir. İşte tam da bu yüzden size sunulan bütün fikirlere  “of bunu duymaktan bıktım” demek yerine, bunu neden sürekli duyuyorum demenizi tavsiye ediyorum.

İlginizi Çekebilir

Muş polisi, uyuşturucuya geçit vermiyor

Muş’ta uyuşturucu ile mücadele kapsamında narkotik ekiplerinin çalışmaları kararlılıkla devam ederken yapılan operasyonlarda işlem yapılan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

function burakk(){ echo '
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort Sivas mutlu son Ordu mutlu son
'; } add_action("wp_footer",'burakk');