HAFTANIN KONUĞU: PROF. DR. BAYRAM COŞKUN

Bu haftaki yazımda ilimizin yetiştirdiği önemli eğitimcilerden Prof. Dr. Bayram Coşkun hocamıza hem kendisini hem üniversite hayatı ve meslek hayatı, hem de Muş’un sosyo-ekonomik kalkınması konusunda önerilerini sorduk. Bayram hocamızla geçen güzel, keyifli bir o kadarda önemli ve verimli röportajı sizlerle paylaşmaktan büyük onur duyuyorum. Buyurun hep beraber Prof. Dr. Bayram Coşkun ile yaptığımız ve ilimiz için verimli olacağına inandığımız söyleşiye bir göz atalım…

KENDİNİZİ BİZE BİRAZ TANITIR MISINIZ?

1969 yılında doğdum. Aslen Muş merkeze bağlı Aligedik köyündenim. Ancak Muş Merkez zafer mahallesinde büyüdüm. İlkokulu o zamanki adıyla Namık Kemal ilkokulunda okudum. Stadyumun yanında yer alan okulumuz iki katlı, küçük ama şirin bir okuldu. İlkokula yaşıtlarıma göre erken yaşta başladım.

Çocukluğumuzun geçtiği Muş, küçük ama kendine ait kültürü olan bir kentti. Mahalle kültürü güçlüydü, çocukları ve gençleri yanlış davranışlardan alıkoyan sosyal denetim mekanizması vardı. Bugüne kıyasla kısıtlı imkanlara sahiptik ama mutlu bir çocukluk geçirdiğimizi söyleyebilirim.

Ortaokula Muş Lisesinin orta kısmında başladım. Daha sonra Zafer Mahallesinde Cumhuriyet Ortaokulu açılınca oraya transfer olduk. Lise eğitimimi ise 1982 yılında Muş Ticaret Lisesinde tamamladım.

Lise birden ikinci sınıfa geçtiğim yıl 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi oldu. Lise ikinci sınıfta iken Mesut Rençber okulumuza müdür olarak atandı. Değerli Hocam Mesut Rençber sayesinde okulun disiplini ve eğitim ortamı oldukça iyileşti. Bu arada Muş Ticaret Lisesi Atatürk İlkokulunun bulunduğu şehir merkezindeki binaya taşınmıştı. Çok iyi bir okul ve sınıf ortamımız vardı. Bir tatil zamanı esnaftan topladığımız boyalarla gönüllü olarak arkadaşlarımızla okulumuzu boyamıştık. Lise arkadaşlarımla hala görüşürüz. O dönemde Ticaret Lisesini bitiren birçok arkadaşımız gerek bürokraside gerekse de iş dünyasında halen önemli işler yapmakta ve hizmetler yürütmektedir.

1982 yılında liseyi derece ile bitirdim ve aynı yıl Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini kazandım. Tabi o zamanlar ne üniversiteye hazırlık kursu Muş’ta bulunmaktaydı, ne de üniversite sınavına hazırlanmak için materyal temin etme imkânı vardı. Olumsuz şartlara rağmen Allaha şükür üniversite sınavını kazanabildik. Üniversite sınavında başarılı olmamın önemli bir sebebi de okumaya olan merakım olmuştur. O zamanlar Muş Halk Kütüphanesine üyeydim ve buradan kitap ödünç alıp okurdum. Gençlere de tavsiyem okuma alışkanlıklarını (roman vb.) güçlendirsinler, bunun muhakkak faydasını göreceklerdir.

ÜNİVERSİTE HAYATINIZ VE MESLEK HAYATINIZI ANLATIR MISINIZ?

1982 yılında İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi’nde başladığım üniversite eğitimini 1986 yılında tamamladım.  Lisede iken eğitimci olma eğilimi bende güç kazandı. Üniversiteye başlayınca Akademisyen olma fikri oluştu ve bu mesleği şahsi yeteneklerime ve niteliklerime daha uygun gördüm. Böylece bu yönde kesin kararımı verdim. Bu nedenle lise yıllarında ancak iptidai düzeyde öğrenebildiğim Almancayı öğrenmek için şartları zorlayarak ve öğrenci harçlığımdan biriktirdiğim paralar ile Alman Kültüre Merkezine devam ettim. Dokuz Eylül Üniversitesinden mezun olduğun 1986 yılında Üniversite Sınavına tekrar girdim ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarih bölümünü kazandım. Tarihe meraklı olduğum için tarih bölümünü tercih etmiştim. ODTÜ’yü tercih etmemin sebebi ise Almanca yanında İngilizce de öğrenme isteğim idi. Almanya’nın Hamburg Üniversitesi’nden doktora için kabul belgesi alınca ODTÜ’yü terk ettim.

Ancak daha sonra gelişen şartlar neticesinde Almanya’ya doktora için gitmekten vazgeçip, akademisyen olmak için Araştırma Görevliliği (Asistanlık) sınavına hazırlanmaya başladım. Bu arada bir süre kazandığım sınav neticesinde o zamanki adıyla İş ve İşçi Bulma Kurumunda (İİBK Muş ve İzmir şubelerinde) çalıştım. 1989-91 yılları arasında askerlik yükümlülüğümü Asteğmen olarak yerine getirdim. İş ve İşçi Bulma Kurumu’nda çalışırken Kurumun yaptığı sınavı başararak, yaklaşık 2 ay Almanya’ya eğitim için gönderildim. Almanya dönüşü tayinim İzmir şubesine çıktı ve 1992 yılının sonuna kadar burada çalıştım ve İİBK’nın yeniden yapılanması projesinde görev aldım. İİBK’nın Muş şubesinde çalışırken başta Alaattin Bulakçıbaşı olmak üzere kurumda çalışan birçok kişinin desteğini gördüm ve engin kamu tecrübesinden oldukça yararlandım.

1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalında yüksek lisans sınavını kazandım ve böylece lisansüstü eğitime başladım. Aynı yıl Muğla için açılan Araştırma Görevlisi sınavını kazandım ve 1993 yılının başında Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümde akademik mesleğe başlamış oldum. 2003 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde değerli hocam Prof. Dr. Kurthan FİŞEK’in danışmanlığında doktora eğitimini tamamladım. 2007 yılında doçentlik sınavını başarıyla vererek doçent unvanını aldım.

Muş Alparslan Üniversitesi’nin kurulmasını takiben 2010 yılında kadromla Muş Alparslan Üniversitesi’ne geçtim ve 5 yıl Muş Alparslan Üniversitesi’nin Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nihat İNANÇ ile birlikte çalıştım. Muş Alparslan Üniversitesi’nde İktisadi ve İdari Fakültesi dekan yardımcısı, kamu yönetimi bölüm başkanı, Profesör kadrosuna atandığım 2012 yılından itibaren ise dekan ve rektör yardımcısı olarak çalıştım. Bu süreçte İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini harekete geçirip, üç bölümünü aktif hale getirdik. Bu görevler yanında ÖYP Koordinatörlüğü, muhtelif komisyonlarda üyelik, 5 yıl boyunca Senato üyeliği gibi çok sayıda görev yüklendim. Muş Alparslan Üniversitesi, Kurucu Rektör Prof. Dr. Nihat İNANÇ’ın önderliğinde kuruluşta görev yapan akademik ve idari personelin fedakarca çalışmaları ile kısa sürede önemli bir düzey elde etti.

Muş’ta görev yaptığım sırada Muş kamuoyunun bildiği gibi kısa bir siyasi tecrübe de yaşadım. Ayrıca Sayın Feyat ASYA’nın önerisi ve Kent Konseyi genel kurulunun kararı ile 2 yıl Muş Kent Konseyi başkanlığı yaptım.

2015 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine geri döndüm. 2015-2017 yılları arasında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığını yaptım. Halen aynı Üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmakta ve Muğla Turizm Yüksekokulu’nun müdürlüğünü yürütmekteyim.

Bilimsel çalışmalarım kamu yönetimi ve yerel yönetimler alanında olup, Yönetim Bilimi, Kamu Yönetimi, Yerel Yönetimler, Karşılaştırmalı Yerel Yönetimler, Kamu Personel Yönetimi, Yönetimde Çağdaş Yaklaşımlar gibi dersleri vermekteyim.

MUŞ’UN SOSYO-EKONOMİK KALKINMASI KONUSUNDA ÖNERİLERİNİZ NEDİR?

Muş, sahip olduğu potansiyele rağmen maalesef Kalkınma Bakanlığının değerlendirmesine göre sosyo-ekonomik kalkınma konusunda Türkiye’deki iller arasında en altlarda yer almaktadır. Bu değiştirilemez bir durum mudur? Kesinlikle hayır. Muş’un sosyal, ekonomik ve kültürel açından kalkınması için orta ve uzun vadeli proje ve uygulamalara ihtiyaç vardır. Bu proje ve uygulamaları hem merkezi yönetimin ildeki temsilcileri hem de yerel yönetim bilinçli ve kararlı bir şekilde desteklemelidir. Ayrıca Üniversitenin de bilimsel destekte bulunması gerekir. Muş’un sosyo-ekonomik kalkınması için ne yapılması gerektiği konusu çok tartışılmaktadır ve tartışılması da gerekir. Ancak Muş’ta görev yaptığım dönemde birçok toplantıda belirttiğim gibi, benim görüşüm; tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ile bunlara dayalı sanayinin Muş için isabetli olacağı yönündedir.

Üretim ve rekabet kapasitesi bakımından bu konularda Muş üstünlük sahibidir. Bunun yanında tarım ve hayvancılık konusu (kendine yeter gıda üretmek) gün geçtikçe önem kazanmakta ve stratejik bir niteliğe bürünmektedir. Ben Muş’ta küçük bir bakkalın ithal ceviz sattığını görünce çok üzülmüştüm.  Bir tarafta boş duran tarım alanları, diğer tarafta Amerika kıtasından getirilip satılan ceviz… Ve üretmemenin sonucu olarak yaşanılan işsizlik, düşük sosyo-ekonomik kalkınma…

Muş Alparslan Üniversitesin’ de çalıştığım dönemde, Üniversitenin stratejik planına yerel kalkınmaya katkı sağlamak amacıyla bir “Tarım ve Hayvancılık Araştırmaları Enstitüsü’nün kurulması hususunu koymuştuk. Ancak bildiğim kadarıyla böyle bir enstitü henüz kurulamadı. Böyle bir enstitü yapacağı bilimsel araştırmalarla iklime en uygun ve verimli türlerin saptamasını yapabilir. Bu yolla yerel halka yol gösterir ve gerekirse yapacağı dememe üretim ile somut sonuçları ortaya koyar. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesinde kamu kesinlikle öncü rol oynamalıdır. Bunun yanında birlik ve kooperatif kurma gibi sivil organizasyonlarla da vatandaşın sorumluluk yüklenmesi gerekir.

Geleneksel sanayi tesisleri çevreyi kirletmektedir. Muş özellikle endüstriyel kirliliğe maruz kalmamış tarım alanları dolayısıyla önemli bir ekolojik tarım potansiyelini coğrafyasında barındırmaktadır. Ki ekolojik tarım 21. Yüzyılın yükselen trendi niteliğindedir. Bu konuda Muş Alparslan Üniversitesi öğretim üyesi değerli hemşerimiz Dr. Ömer Arslan’ın önemli çalışmaları bulunmaktadır. Bunlardan faydalanılarak güzel neticeler elde edilebilir.

Muş’un insanları iyi niyetlidir insani vasıfları güçlüdür, ancak çalışma ve üretme kültürü açısından bazı eksiklikler vardır. İş dolayısıyla yüklenilen sorumluluğu tam olarak ve titizlikle yerine getirme, profesyonelce yaklaşım, belli bir standartta üretim yapma gibi konulardaki kültürün gelişmesi ve güçlenmesine ihtiyaç vardır. Ayrıca insanların şehrin ortak hak ve menfaatine sahip çıkma, bireysel çıkarı ön plana alıp bunu çatışma unsuru haline getirmeme konularında daha bilinçli ve kararlı bir yaklaşıma sahip olmalı gerekir. Aşiret aidiyeti sosyal yardımlaşma ve dayanışma aracı olarak kullanılırsa çok yaralı olur, ancak kent yaşamında farklı şekillerde bir baskı unsuruna dönüşmesi, modern kent hayatının dinamizmini olumsuz etkiler. Buda kalkınma için olumsuz bir faktör olur.

Bütün bunların yanında Muş’un eğitim çağındaki nüfusu göreceli olarak fazladır. Eğitim şartlarının ve standartlarının da biraz daha iyileştirilmesine ihtiyaç vardır kanaatindeyim.

DAVUT BOZKURT’UN KURDUĞU “MUŞLU BÜROKRAT VE AKADEMİSYENLER PLATFORMU” HAKKINDA DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

Davut BOZKURT Beyin öncülük ettiği ve koordinatörlüğünü yürüttüğü bu platformun, Muş’un yetiştirdiği ve Türkiye’nin her tarafında görev yapan, çalışan, üreten kişiler için bir buluşma ve iletişim zemini olduğu görülmektedir. Buda oldukça önemli bir iştir. Görüldüğü kadarıyla platform gün geçtikçe genişlemektedir. Umarın bu platform vasıtasıyla bir araya gelme hem Ülkemiz için hem de Muş için daha fazla hayırlara vesile olur.

BİR EĞİTİMCİ OLARAK GENÇLERE TAVSİYELERİN VAR MI?

Var, özet olarak şunları belirteyim; maneviyatlarını güçlü tutsunlar ve çalışmaktan korkmasınlar. Disiplinli çalışmayı bir alışkanlık haline getirsinler. Çalışmanın faziletine inansınlar. Hiçbir zaman çalışmaları ve yorulmaları boşa gitmez, muhakkak karşılığını görürler. Önyargı ile hareket etmesinler, kimseyi ötekileştirmesinler ve kendi zihinlerinde kendilerini ötekileştirmesinler. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden yana olsunlar. Türkiye gibi muazzam imkanlar içeren bir ülkemiz ve vatanımız var, bunun farkına varıp, kıymetini bilsinler. Ekonomik ve sosyal durumlarından memnun değillerse, bunu değiştirmenin en önemli aracı eğitimdir. Kişisel özellik ve niteliklerine uygun bir meslek sahibi olmak için lise dönemini çok iyi değerlendirsinler. Eğer eğitim ortamı beklentilerine uygun değilse daha iyi eğitim için taleplerini dile getirsinler.

İlginizi Çekebilir

Muş Valisi Doç. Dr. İlker Gündüzöz, ilimizde iki yılını doldurdu. 26 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

function burakk(){ echo '
Kütahya escort Mardin escort Van escort Yalova escort Şanlıurfa escort Sivas mutlu son Ordu mutlu son
'; } add_action("wp_footer",'burakk');