IN SOMNİUM AMORİS « Haber49 Gazetesi

IN SOMNİUM AMORİS

Bu haber 10 Ağustos 2019 - 15:00 'de eklendi ve 26 views kez görüntülendi.

Çankırı Karatekin Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler

Tarihin tek değişmez unsuru; gerçekçiliğin, somut deliller arasında özünün, ivmesinin kaybını yaşayarak kanıtlaması üzerine, vasfından doğaçlama efsanelere dönüşmesidir.

Bugün burada çıkmaya hazır bulunduğumuz yolculuk nispeten geri dönüşümlü, tekerrür süreçlerini, hatta hayatınızdan kısa kesitleri içinde barındıra bilmektedir. MÖ yaşantılarına çoğumuzun duyum içerisinde bulunduğu Romalı komutan Marcus Antonius ile Mısır’ı ziyareti sırasında görür görmez aşık olduğu Kleopatra aşkını bilmeyenimiz yoktur. Ptolemaios hanedanının politik evliliklerinin kurbanı varis Kleopatra, ilk aşkının hezimeti (Jül Sezar) ile yeni bir umuda yelken açmış ve yaşamını zehirleyecek o büyülü dünyaya dev bir adım atmıştır.  MÖ 40 yılında ikiz çocuk sahibi olmuş ve ( MÖ 36 ) dört sene sonra evlenmiştir. Fakat bu hikayeyi dramatik yapan unsurlar henüz başlamadı bile!

Valadimir Nabakov diyor ki; “iki insan birbirlerini seviyorsa buna mutlu bir son yoktur “ İşte tam bu cümleyi açıklar nitelikte ki bir son ile bitti bu aşk.  Sürgün ile başlayıp Kleopatra’nın henüz faili meçhul zehirlenmesi ve Marcus’un hayatına anlam katan tek varlığını kaybetmesi, trajik bir ölümü daha beraberinde getirmiştir.  Bu önlemez kaygıya dayanamayan Marcus kedisini acımasızca bıçaklayarak öldürür.

Tarihe çetrefilli aşkın omarı örnek olayıdır. Yeniçağ ile aşk ve tutku aranır hale geldi, üzerine milyonlarca kitap, şarkı, yazı, çıkarıldı. Nice bestelerin, imkânsızlıkların, umudu haline gelip ve yine nice portrelerin konusu oldu. Öyle ki devlet oluşumunun insani duyguları bir yana dursun, herkesi etkisi altına alan radikal kararlar, çıkarlar, siyasi liderler, aklımıza gelebilecek tüm büyük kişilikler bu duygudan nasibini aldı.

Peki, nedir bu aşk?

Marcel Proust diyor ki; “Sevdiğimiz zaman aşk o kadar büyüktür ki içimize sığmaz, sevdiğimiz insana doğru yayılır,  onda kendisini durduran bir yüzey bulur; bizi gidişten daha fazla büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir, o halde söylesene MD ben sana dönüşürken nasıl vazgeçerim bu masal dünyasından.  Tüm çocukluğumda aradığım kutsal güveni, huzuru tatmışken, dünya üzerinde ki hangi güç beni senden alıkoyabilir?”

Psikanalist Erich Fromm ise “Sevgiyi insanlığın sorunlarına bir yanıt olarak, kişide ki aktif ve yaratıcı gücün kaynağı bir enerji olarak ve bu söz konusu yaratıcılıkla sevmeyi de bir sanat olarak tanımlar.” Sana yaklaşırken her zerrende bir sanat olduğu açıktı. MD. O yüzden değil midir ki sanatın büyük mevzusunu aşkın taşıması?

Hangi duygu bu ağırlığı taşıyabilecek güce sahip? En ağır yenilgi bile, en hafifi gelir gelir (SorDari) çünkü karşında ki senin bir parçandır. Varsın bilimsel açıklamalar meteryal yaklaşsın, ben bu duyguya Mecnunun yaklaşımıyla yaklaşır, Allah’ın yaradılışına olan bağlılığın, yeryüzünde de bir varlık edinebilmesidir diyebilirim. Henüz karşılaşmamış olanlara en hayırlısını, karşılaşmış olanlar içinde şükranlarımı sunarım M.Dogan

Ülküm Çarbuğa
Ülküm Çarbuğaulkum@haber49.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.