HALK OYUNLARI..!

Bu yazımda zamanla tahrife uğrayan, önemsenmeyen, yitip gitmesine ramak kalmış değerlerimizden biri olan OYUNLARIMIZA değinmek istiyorum. Biz bu oyunlara halk arasında FOLKLOR diyoruz fakat oyunlar folklorun sadece bir kolu.. Folklor kelime anlamı itibariyle “Halk Bilimi” demek. Yani bir ülkede yada bölgede yaşayan halkın gelenek göreneklerini, kültürünü, törelerini, inançlarını, müziğini, oyunlarını(…)kapsayan bir bilim dalı.. Buyurun bu bilim dalının “Halk Oyunları” kısmını konuşalım.

Nice değerlerimiz yitip gitti, niceleri kaybolmaya yüz tuttu. İşte bu tehlikeyle karşı karşıya olanlardan biride halk oyunlarımız.. “Aşırme, Ağır Bar, Ayşoke, Koçeri, Keçiki, Zeyno, Gerandi, Mendo, Botani, Yalkuşta, Dendikbade” isimli oyunlar Muş Halk Oyunlarını oluşturuyor. Muhlis AKSOY, Bahri KOÇ, Nuri BAYDAR, Çerkez GEBELOĞLU, Mesut ÇEŞNİGİL, Necati KALSIN, Vasıp POLAT, Kazım ÇELİK, Basri ÇELİK ve daha nice kıymetli isimler halk oyunlarında isim yapmış ve bu oyunların günümüze kadar orijinal şekliyle gelmesini sağlamış insanlar.. Bu bayrağı günümüzde de Metin KIZILBOĞA, Emre BULAKÇIBAŞI, Okan KAYA, Kadir ÇINAR, Mükremin KÖSE, Selami YURTLU gibi genç nesil taşımaya çalışıyor. Tabiri caizse tüm yük bir kaç duyarlı kişinin sırtında. Evet, oyunlarımıza eskisi gibi önem verilmiyor. Öyle ki yerel yöneticiler yarışmaları izlemeye bile gitmiyor. Yarışma dediysem öyle büyük organizeler ne gezer sadece okullar arası yarışmalar yapılıyor. Ekipler giyecek kıyafet, çalışma yapacak yer bulmakta zorlanıyor. Hocalar bin bir güçlükle ve sadece HALK EĞİTİM Merkezi’nin desteğiyle oyunlarımızı yaşatmaya çalışıyorlar. Zaten mesele KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜNÜN alanı değil(!)

Oyunlar, giyilen kıyafetler, verilen mesajlar başlı başına bir kültür, başlı başına bir değer. Ve ne yazık ki bu kültürümüz gereken önemden yoksun..! Geçen yılki 26 Ağustos etkinliğinde halk oyunları ekibi dışarıdan getirildi. Bu yıl Üniversitede yapılan Nevruz kutlamalarında farkı ekiple farklı yörenin oyunları oynandı.. Ve yine evvelce “Muş İçin Çal” projesi yapıldı. Projede oyun ekibimiz de yoktu, oynayanların üzerinde bize özgü halk oyunu kıyafeti de yoktu. Bu bahsettiğim yerler halk oyunlarımızı sergileyebileceğimiz önemli birer vitrin. Ama biz buralarda yokuz. 26 Ağustos’ta ülkenin her yerinden misafirlerimiz geldi ama sahnede bizim değil başka bir ilin ekibi vardı. Bu nasıl bir iştir anlamak mümkün değil.!
Peki, hal böyleyken biz bu oyunu nasıl yaşatacağız? Ya da şöyle sorayım; “Şu tabloya göre sizce halk oyunlarımız yaşatılmak isteniyor mu?” Farklı yörelerin ekiplerini de kuralım, oyunlarını da oynayalım eyvallah ama evvela kendi değerlerimize sahip çıkalım. Korunması, yaşaması ve ileriye taşınması için mücadele verelim. Oyunlarımızı salonlara hapsetmeyelim.! Biz, bize ait olana az çok, büyük küçük, önemli önemsiz demeden gereken değeri vermekle yükümlüyüz. Bu aynı zamanda kendi değerimizin de göstergesidir. Siz değerlerine sahip çıkmayan bir şehri görüp işittiğinizde oranın halkı için ne düşünüyorsanız işte bizim için de öyle düşünülecektir. Birileri türkülerimizi, birileri yemeğimizi, birileri oyunlarımızı bizden alıyor ama bizde tık yok. Başka yerde olsa memleket ayaklanır. Peki, nedir bu işin aslı astarı, biz neden değerlerimize sahip çıkamıyoruz? Buyurun bu soruya cevap bulmaya çalışalım.. Mensubu olduğum Muş Kültürü Derneği çatısı altında konuyla ilgili çalışmalar yapacağımı belirtip sizleri muhabbetle selamlıyorum…

Ufuk Bayrak
Ufuk Bayrakufuk@haber49.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.