BİZ ERMENİ’Yİ DÖVDÜRMEYECEKTİK

Türk, Kürt ve Ermeni üç arkadaş bir gün dağ bayır dolaşmaya çıkıyor. Ermeni aynı zamanda papaz ve üstünde de papaz kıyafeti varmış. Bunlar baya yürüdükten sonra acayip susuyorlar ama ara ara su bulamıyorlar. Bir bağın önünden geçerken üzüm koparıp yemeye başlıyorlar. Derken bağın sahibi Türk gelip bir sinirle bunları yakalıyor. Bir şekilde Ermeni, Kürt ve TÜRK olduklarını anlıyor. Sonra üçünü birden dövemem deyip kendince bir kurnazlık ediyor. Evvelâ ERMENİ’yi gözüne kestiriyor; “ Ulan bu Türk benim ırkımdan, Kürt’le de din kardeşiyiz sen nasıl benim üzümümü yersin” deyip Ermeni’yi dövüp yere yatırıyor. KÜRT ile Türk nasıl olsa bize karışmayacak deyip olayı izliyorlar.
Sonra dönüyor Kürde; “Tamam din kardeşiyiz ama neden izin almadan üzümlerimi yedin, Türk’le ırkımız bir sana noluyor” diyerekten Kürdü de dövüyor. Türk’te “bana karışmayacak” deyip olayı izliyor. Ermeni ve Kürt yerde yatarken bağcı dönüyor Türk’e; “Tamam anladık aynı kandanız, aynı dindeniz ama sahibi yokken bağa girilir mi” deyip Türkü de bir güzel dövüyor.. Türk yere düşünce Kürt arkadaşına diyor ki; “ Biz Ermeni’yi dövdürmeyecektik.!”
Bizim Şeker Fabrikası mevzusu da o mevzu işte. Ben de diyorum ki; “Biz bundan önceki fabrika ve diğer kurumları sattırmayacaktık.!” Muş Şeker Fabrikasının da aralarında olduğu toplam 14 fabrikanın satışı söz konusu. Peki dün satışa çıkarılan ilk DEVLET MALI için “SATAMAZSINIZ.!” Diyebilseydik(gereğini yapabilseydik) bugün sıra son 14 fabrikaya gelir miydi?
Devleti yönetenler devlet kurumunu yönetemeyecek yada problemlerden dolayı satışı düşünecek kadar acizlik içerisine düşemez/düşmemeli.. Eğer fabrika zarar ediyorsa kâr etmesi için gereği yapılmalı fabrikayı elden çıkarmak düşünülmemeli. Şöyle dönüp bir geçmişe bakın onca iktidar geldi geçti, nice ekonomik sıkıntılar yaşandı hangi parti kurumları ve fabrikaları satma politikası yürüttü?
Bu politika yanlış bir politika. Bize hem sağlık, hem maddi, hem de milli menfaatler açısından büyük zararlar verecek bir politika. Bu politika tarım ve hayvancılığı biten, TİGEM’İ, TEKEL’İ elden giden memleketimin sığındığı son kaleyi düşürecek bir politika. Bu politika daha çok işsiz doğuracak, kahvehaneleri dolduracak, insanları göçe zorlayacak bir politika.. Bu politika MİLLİ MENFAATLERE aykırı bir politika.!
Fabrikalar zarar ediyor diyorlar ama şirketlerin milyon dolarlık vergi borçlarını siliyorlar. En son “bu milletin a. koyacağız” diyen şahsın 424 MİLYON, Gs Bjk Fb’nin toplamda 500 milyonluk vergi borcunu sildiler. Her bir Bakan’ın yurt içi ve dışı bir aylık ziyaret maliyeti toplamda en az 50 milyonu geçiyor. Aşırı harcamanın haddi hesabı yok. SARAYIN aylık gideri 30 milyonu buluyor. Sildikleri vergi borçları gibi fabrikaların borcunu da bir şekilde halledemezler mi?
Biz kalkınma hamlelerinden mahrum olan sadece ama sadece 1982 yılında bacası tütmeye başlayıp bu güne dek gelen tek bir fabrikaya sahibiz. Benim memleketime 16 yılda bir tek tane fabrika kurmayanlar olanı da satmaya kalkıyor.! Geçmiş yönetimlere ha bire sallıyorlar da Allah aşkına söyler misiniz şu sata sata bitirilemeyen kurum, kuruluşlar ne zaman meydana gelmiş? Yıllarca ülke ekonomisini sırtlayan, insanlara ekmek yediren bu fabrikalar onca yıl problem olmamış da şimdi mi olmuş? Hem olmuşsa niye olmuş? Geçmiş yönetimlere sallayan iktidarın Türkiye genelinde kurduğu tek bir Şeker Fabrikası var mı? Tüm bunları yan yana koyduğunuzda işin içinde başka şeylerin döndüğünü algılayabilirsiniz. Burası uzun mevzu hiç girmeyeceğim..
Hasılı; bu satışlar MİLLİ DEĞERLERİMİZE, Cumhuriyet kazanımlarına karşı büyük bir darbedir.! Halkın zamanla büyük mağduriyetler yaşamasına sebep olacak sonuçlar doğuracaktır. Biz vatanını, milletini, memleketini seven Milli Şuur ve Milli Vicdan sahibi insanlar olarak fabrikalarımızın özelleştirilmesine karşıyız. Bu minvalde üzerimize düşen sorumluluk gereğince hareket edeceğiz…

Ufuk Bayrak
Ufuk Bayrakufuk@haber49.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.